| Diyetlerim.net | Diyet & Zayıflama & İncelme | Abone ol Diyetlerim & Diyet ProgramlarıYAZILARAbone ol Diyetlerim & Diyet ProgramlarıYORUMLAR



Estetikte Lazer Teknolojisi

Estetikte Lazer teknolojisi, günümüzde başta göz olmak üzere vücudun değişik bölgelerindeki ameliyatlarda kullanılmaktadır. Lazer halen en sık estetik ve kozmetik işlemlerde kullanılmaktadır. Üstelik estetik cerrahinin birçok farklı alanında başvurulan bu yöntem, yapılan işlemlerde büyük konfor sağlıyor. Örneğin operasyonlarda kanamalar enaza iniyor. Ancak bu konuda en önemli nokta uygun konuda uygun lazer kullanımıdır. Lazer teknolojisi son yıllarca çok hızla ilerlemekte, satın alınan lazer çok kısa sürede demode olabilmektedir.
Lazer, çok kabaca farklı dokularda değişik tedavi olanakları sağlayan ve güçlü bir ışık yayan chaz olarak tanımlanabilir. Bu ışık gücü kaynağı çeşitlendirilerek, değişik dalga boyları ve frekansları kullanılarak farklı lazer aletleri üretiliyor. Bu şekilde üretilmiş aletler, yüksek teknolojinin de yardımıyla derinin istenen seviyesinde ve derinliğinde etkili olabiliyor.

Devamını oku

Estetik Yaşam & Estetik Psikoloji

Kişinin beden algısı ile gerçekte sahip olduğu beden arasındaki uyumsuzluk durumunda “negatif beden imgesi”nden söz edilir. Negatif beden imgesi kişide bir kaygı ya da gerginlik (stres) yaratabilir. Bu kaygıdan kurtulmak isteyen kişi bu gerginliğin kaynağını yoketmeye çalışır. Bunun sonucunda da, negatif beden imgesine sahip olup bunu pozitif beden imgesiyle değiştirmek için motive olan kişi çözümü estetik ameliyat olmada bulabilir. Estetik ameliyat sonucu hasta tarafından iyi yönde değerlendirilirse, bu durum hastanın yaşam kalitesini olumlu yönde etkiler. Ancak bu değerlendirme sırasında herhangi bir olumsuzluk ortaya çıkarsa durum tam tersine dönebilir.
Bu da estetik ameliyat başarısının hekimin yetkinliği ve başarısının dışında, hastasının operasyon sonucundaki beklentileri ve sonucu algılamasıyla ilgili olduğuna bir işarettir. Bu nedenle estetik ameliyat için uygun hastadan kast edilen uygun fiziksel değişime gereksinim duyan hastanın yanı sıra, uygun ruhsal duruma sahip hastadır.

Devamını oku

Saç Dökülmesi & Saç Nakli

Saç naklinden bahsetmeden önce saç dökülmesinden bahsedelim.
Saçları döken etkenler nelerdir?
Sık saç yıkamanın saç dökülmesine neden olduğu doğru değildir.Tüm saç tipleri için ne kadar yıkanmaları gerekiyorsa o kadar yıkanmalıdır. Gerekirse her gün yıkayabilirsiniz.

Saç şekillendirmek için kullanılan jöle, sprey ve losyon gibi ürünler saç dökülmesine neden olmazlar.

 Ancak saç diplerinin kurumasına neden olabilirler.
Saçınız için en uygun şampuanı seçin ve mutlaka saç kremi kullanın.
Saç boyası, renk açıcı gibi kimyasalları kullanırken alerjik olmayan, denetimden geçtiğine emin olduğunuz ürünleri tercih edin. Uygun olmayan kozmetik saç ürünlerinin kullanılması ve bu saç ürünlerinin sık uygulanması saçlarımızda ciddi problemlere neden olacaktır.
Sağlıklı beslenmenin genel vücut sağlığı üzerine olduğu gibi saç sağlığınız içinde faydalıdır.
Saçlarınız güneşe, rüzgara ve yüzme havuzu suyuna aşırı derecede maruz kalmasını önleyin. Havuzdan çıkar çıkmaz saçlarınızı şampuanla yıkayın.
Saçlarınızı tararken, fırçalarken mutlaka çok nazik davranın. Saçlarınıza travma uygulayacak toka lamalardan kaçının.
Sigara ve alkolün saç sağlığınıza zarar verdiğini unutmayın.

Yaşlılık, hormonal değişiklikler ve ailede kelliğe yatkınlık gibi birçok faktör saç kaybına sebep olabilmektedir.  Saç kaybı ne kadar erken başlarsa, kellik gelişmesi de o kadar hızlı olmaktadır. Saç kaybı yanık ve travmalar sonrası da meydana gelebilir, bu durumda yapılacak cerrahı girişim rekonstrüktif amaç taşımaktadır ve masraflar sağlık sigortası tarafından karşılanabilir.Eğer siz ve doktorunuz sizin için en uygun seçimin saç nakli olduğuna karar verirse bu konuda çok farklı yöntemler mevcuttur
Saç ekimi, verici bir alandan saçlı derinin küçük parçalar halinde alınıp saçsız ya da seyrek bir alana taşınmasıdır. Greftler değişik büyüklüklerde ve şekilde olabilir. Yuvarlak şekilli punch greftler yaklaşık olarak 10-15 saç teli içerir. Daha küçük minigreftler ise 2-4 saç teli içerir. Saç derisini şekillendirmek amacıyla şeritler halinde yerleştirilen slit greftler yaklaşık 10 saç teli içerir. Strip greftler ise daha uzun ve incedir ve yaklaşık 30-40 saç teli içerir.
Genellikle başarılı bir sonuç için cerrahi girişimlerin tekrarlanması gerekebilir ve her seans arasında iyileşme için aylar geçmesi gerekebilir. Tüm saça nakil yapıldığı durumlarda bu iki yıla kadar varan bir süreyi alabilir. Cerrahi girişimin sonucunu saçın rengi ve kalitesi de etkilemektedir. Kalın ve açık renkli saçlarda koyu renkli saçlara göre daha iyi bir sonuç alınmaktadır.Ilk ameliyatta alınan saç kökü sayısı bireye göre değişiklik gösterir fakat yaklaşık olarak 50 tanedir. Minigreft ve mikrogreftlerde bu sayı her kür için 700 e çıkabilir.
Cerrahi öncesinde, verici alandaki saçlar alıcı alana daha kolay yerleştirmek için kısaltılır.
Punch greftlerde doktorunuz özel, tüp benzeri, keskin karbon çeliğinden yapılmış bir alet kullanabilir. Bununla greftleri verici alandan alıp genelde frontal bölgedeki saç çizgisine yerleştirir. Greftlerin diğer tiplerinde ise bir bistüri yardımıyla saçlı alanlardan alınır ve küçük ve ince parçalara bölünür. Greftlerin alındığı sahaya, daha fazla deri gerginliği oluşturmak amacıyla peryodik olarak serum ?salin- enjeksiyonu yapılır. Punch greftlerde verici saha dikişlerle kapatılır. Her punch greft alanı için bir dikiş yeterlidir. Diğer greft tiplerinde ise ince bir iz kalabilir. Dikişler çevrelerindeki saçlarla gizlenebilir.
Saç derisinin sağlıklı şekilde beslenmesini sağlamak için ilk seferinde greftler bir inç in 1/8 i kadar aralıklarla yerleştirilir. Daha sonraki aşamalarda bu aradaki alanlar doldurulur. Doktorunuz verici alanın zarar görmemesi için greftleri alırken büyük bir titizlikle alır ve yerleştirirken de saçların doğal büyüme yönüne uygun olarak yerleştirir.
Greftleme işlemi tamamlandıktan sonra saç derisi temizlenir ve temiz gaz örtülerle örtülür. Bir ya da iki gün süreyle basınçlı bir bandaj kullanılabilir.Bazı doktorlar ise bandaj kullanmadan hastalarını taburcu edebilir.
Doku genişletilmesi ise plastik cerrahların bu konuda uzman oldukları bir alandır ve özellikle yanıklarda ve saçlı deride önemli miktarda doku kaybı olan durumlarda rekonstrüktif amaçla kullanılmaktadır. Bu tekniğin kullanılmasıyla, göreceli olarak kısa bir zamanda oldukça iyi sonuçlar alınmaktadır.
Bu teknikte doku genişletici olarak adlandırılan balon benzeri bir madde, saçsız alanlara komşu olan saçlı bir alana cilt altına yerleştirilmekte ve düzenli aralıklarla tuzlu su içeren bir serumla şişirilmektedir. Bu da saçlı alanın büyüyüp genişlemesine ve yeni saç oluşumuna yol açmaktadır.
Genelde ilk ameliyattan yaklaşık olarak iki ay sonra yeterli doku genişlemesi olmakta ve ikinci bir ameliyatla bu balon çıkartılarak genişleyen saçlı deri saçsız alana ilerletilmektedir.
Flep cerrahisi: Flep cerrahisi 20 yılı aşkın bir zamandır başarıyla uygulanmaktadır.Bu yöntemle çok kısa bir süre içinde saçsız alanlar saçlı deriyle kapatılmaktadır. Fleplerin genişliği ve yerleştirilmesi hastanın ihtiyacına ve isteklerine göre belirlenir. Bir flep 350 ya da daha fazla punch grefte eşdeğer saç taşımaktadır.
Bu teknikte saçsız olan alandan bir parça çıkartılır ve saçlı deri taşıyan alan çıkartılan alanın yerine doğru ilerletilir. Sonuçta oluşan iz çevredeki saçlarla gizlenebilir.
Son yıllarda flep cerrahisi doku genişletilmesi ya da saçlı derinin küçültülmesi teknikleriyle kombine edilerek oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır. Böylece hem daha fazla saçlı deri elde edilmekte hem de daha doğal bir saç çizgisi oluşturulmaktadır.
Saçlı derinin küçültülmesi:Bu teknik bazen bir ilerletme flebi gibi de isimlendirilir.Çünkü saçlı deride çıkartılan kısma, çevredeki saçlı deri ilerletilerek kapatılmaktadır. Bu teknik özellikle tepedeki ve arka taraflardaki saç kayıplarında uygundur. Frontal saç çizgisinin oluşturulmasında faydalı değildir. Kafa derisine lokal anestezi yapıldıktan sonra saçsız derinin bir kısmı çıkartılır. Çıkartılan parçanın büyüklüğü ve şekli hastanın beklentisine göre değişir. Eğer büyük bir parça çıkartılması gerekiyorsa ters Y şeklinde bir insizyon tercih edilir. Çıkartılan parçanın biçimi U şeklinde, oval şekilli veya diğer şekillerde olabilir.
Çıkartılan parçanın yerini kapatmak için çevredeki saçlı doku gevşetilir ve ilerletilerek dikişlerle kapatılır. Bu esnada o noktada bir gerginlik ve bir miktar ağrı hissedebilirsiniz.

Estetik Ameliyatlar

Gelişen tıp bilimi ve teknolojisi yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısında insanların güzelleşme­sinde sözcüğün tam anlamıyla bir “dev­rim” yapmışlardır. İnsanların, doğal halle­riyle yetinmeyip kendilerini daha güzel göstermek ya da ufak tefek kusurlarını az çok örtmek, gizlemek gibi son derece insanca bir kaygıdan kaynaklanan mak­yaj, bu yolda bir yana bırakılmadan, aşılmıştır. Zira günümüzde maddî olanak­ları elverdiği takdirde kadınlar, artık büyük burunlarını makyajla küçük göster­meye ya da kırışıklıklarını birtakım kremler altında gizlemeyi, sarkık göğüsle­rini askılar, ve sutyenlerle kaldırmaya gerek duymadan, bir başka deyimle yüzlerinde ve vücutlarında yüzeysel bir iki düzeltimden öteye gitmeyen önlemlerle yetinmeden sorunu kökünden çözmenin yolunu tutmaktadırlar: bir estetik müda­hale ile kemerli bir burnu kalkık bir burna dönüştürmek, deriyi gerdirerek kırışıklık­ları yok etmek, ameliyatla göğüsleri dikleştirmek, vs. artık bedelini ödedikten ve cesaret ettikten sonra kolayca gerçekleş­tirilecek işler arasına girmiştir.
İnsanlar çirkinliğe katlanmak istememekte, fiziksel kusurlarıyla barış içinde birarada yaşa­maktansa elerinde olanak olduğu takdirde güzelleşmek üzere plastik cerrahî ya da estetik cerrahi doktorlarının bıçağı altına yatmakta pek duraksamamaktadırlar.
Öyle ki sonunda birden fazla ameliyat geçire­rek kendilerini birçok kez ve değişik yerlerinden kesip, biçtirenlerin orjinalinden çok değişik yeni bir biçim kazandıkları gözlenmektedir. Örneğin kalçalarını fazla büyük, buna karşılık göğüslerini küçük, burnunu biçimsiz, kulak memelerini çir­kin, gözkapaklarını torbalı, gerdanını iki kat vs. bulan biri bütün bu noktalarda bıçağın altına yatarak kendine tepeden tırnağa yeni bir biçim, yeni bir görünüm kazandırabilmektedir.
Estetik cerrahinin bu derece yaygınlık kazanması kuşkusuz zamanımıza özgü bir durumdur. Ancak insanlar çok eski zaman­lardan beri vücutlarının belli organlarını yaygın güzellik anlayışına göre yeniden biçimlendirmek istemişlerdir. Afrika’da kadınların kulaklarına ağırlık takarak kulak memelerini büyültüp sarkıtmaları, Çin’de kadınların ayaklarının küçük kal­ması için belli bir yaştan başlayarak yani henüz büyüme çağında iken kızların özel ayakkabılar giymeye zorlanmaları ilk “estetik müdahaleler”e örnek gösterilebi­lir. Tam anlamıyla “cerrahi estetik müda­hale” ya da “plastik cerrahi müdahale” de yine oldukça uzun bir geçmişe dayanır.
Bu alanda bilinen ilk uygulama Antik Çağ’da Hindistan’daki Susrutalara aittir. O devir­de esirlerin burnu kesilirdi. Susrutalar ise bu kesik burunları onararak tarihin bilmen ilk plastik cerrahi uygulamasını başlatmış oldular. Bu tür ameliyatlar sonradan Hindistan’dan Mısır’a geçti. Fakat tıp tarihi uzmanları bilimsel anlamda ilk plastik carrahi uygulamasının 16. yüzyılda italya’da Gaspare Taeliacozzi tarafından başlatıldığını ve koldan buruna doku aktarılarak gerçekleştirildiğini öne sürü­yorlar.
Çok uzun bir aradan sonra plastik cerrahi yine Avrupa’da I. Dünya Savaşı yıllarında önemli bir aşama yapmıştır. Özellikle Fransız Hyppolyte Morestin, yüz yaralarını onarmada gösterdiği başarıyla büyük bir ün kazanıyor. Amerika’dan S. Kazancıyan, İngiltere’den H. Gillies gibi doktorlar Morestin’in yanında bir süre staj yaptıktan sonra ülkelerine dönerek plastik cerrahi uygulamasının yaygınlık kazan­masına hizmet ediyorlar. II. Dünya Savaşı da bu cerrahinin gelişmesi için kuşkusuz çok uygun bir ortam oluşturuyor. 1950 yıllarından sonra ise plastik cerrahi yara-bereyi onarmaktaki daha ileri bir aşamaya sıçrayarak kusurlu ya da kusurlu sayılan organları güzelleştirmeye yönelik bir uygu­lama içine giriyor ve bugünkü anlamıyla “estetik cerrahi” doğmuş oluyor.

Plastik cerrahi doğuştan ya da bir kaza sonucu olmuş kırık, yara, bere, yanık ya da gelişme bozukluklarının onarımında etkili olmaktadır. Bu alanlar şöyle özetlenebilir:
1. Yüzde: çene, burun, elmacık kemiği kırıkları ve yumuşak doku yaralanmaları, urların çıkarılmasından ileri gelen biçim bozuklukları. Doğuştan gelen biçim bo­zuklukları.
2. El ve ayaklarda: doğuştan gelen biçim bozuklukları (bitişik parmaklar, altı parmaklılık, vs) kaza sonucu kopmalar.
3. Cinsel organlar: doğuştan gelen bozukluklar (vajina kusurlarının düzeltil­mesi, peniste idrar deliklerinin düzeltilme­si) kızlık zarının dikilmesi.
4. Yanıklar: çok ağır olmayan durum­larda kaybolan derinin yerine yeni deri aşılanması.
Estetik cerrahi alanı da çok geniştir. Günümüzde estetik müdahale ile: göz kapaklarındaki kırışıklıklar, torbalar, yüz­deki kırışıklıklar, yağ fıtıkları, boyundaki yağlar, kulakların kepçe şekli, burun şekli bozuklukları, kaşlar, dudaklar, memelerin büyük olması (küçültülür), küçük olması (protez konarak .büyültülür), sarkık olması (dikleştirilir), baldır ve kalçalarda fazla yağlar (alınır) vb. pek çok kusur düzeltile­bilmektedir.
Estetik cerrahi müdahale on, onbeş yıl önceleri ancak meslekî nedenlerle çok güzel olmak ya da güzelliklerini korumak gereğini duyan kadınların ve az sayıda eşcinsellerin başvurduğu bir şeydi. Ancak geçen zaman içinde değer yargılarında kendini gösteren ve bir anlamda bir “kültür devrimi”nden bile sözettirebilecek denli büyük dönüşümlerin gerçekleştiği ileri batı ülkelerinde güzelleşmek uğruna bıçak altına yatmayı göze alanların sayısı arttı, kimlikleri çeşitlendi. Artık yalnızca aktrisler, ses sanatçıları mankenler, vb. değildir estetik ameliyat geçirenler. Parası olan hemen her kadın, bir küçük ameliyat­la düzeltiliverecek bir kusuruna katlan­mayı artık pek istememektedir. Hele parasıyla birlikte biraz da cesareti varsa.
Gerçekten de estetik ameliyat geçirmek “göze alınması” gereken bir işlemdir ve biraz cesaret gerektirir.  Zira ameliyat edilecek organın çeşidine göre bir tehlike olasılığı azalıp, artıyorsa da en basit, en küçük bir ameliyatta bile sıfır tehlikeden sözetmek mümkün değildir. Öte yandan “azgın” denilen türden, yani çabuk iyileşmeyen bir cilde sahip olanlar için bu tür ameliyatlar pek salık verilemez. Özellikle cilt altı kanamaları erkeklerde oldukça yaygındır. Bu durumda eğer sağlık açısından bu tür ameliyat geçirmeye bir engel yoksa ve ameliyatla düzeltilmesi istenen kusur gerçekten “büyük” sayılabi­lecek ve kişide birezikliğe neden olan bir kusur ise estetik ameliyatı göze almak yararlı olabilir.
Bilinmesi gereken bir nokta da sonu­cun hiç de umulan, arzulanan, beklenen gibi olmayabileceğidir. Bunun nedeni doktorun yeteneksizliği, ya da teknik yetersizlikler olmayıp doğrudan doğruya kişinin kendi psikolojisinden de kaynakla­nabilir.
Özellikle yüze uygulanan estetik müdahalelerde bu olasılık yüksek’tir. Zira örneğin bir burun tek başına alındığında günün geçerli değer yargilarına göre “çirkin” sayılabilir. Ancak burun yüzün öteki yerlerinden ayrı, bağımsız değildir; tersine yüzün bütünlüğü içinde bir görü­nüme sahiptir, yüzün öteki organlarıyla bir uyum oluşturmuştur. Ayrıca bu görünüm ta çocukluktan beri kişinin beğense de beğenmese de alıştığı bir görünümdür.
Ameliyat sonrasında ise burnun aldığı yeni biçim kaçınılmaz olarak yüzün öteki organlarıyla ortak görünümünde hiç de öngörüldüğü kadar güzel durmayabilir. Dolayısıyla düzeltilmesi istenen organı tek başına değil öteki organlarla bir bütünlük içinde, onlarla yaptığı uyum açısından düşünmek, ve yeni biçiminin bu bütünlük, bu genel uyum içinde nasıl duracağını, ortaya çıkacak yeni tablonun ne olabilece­ğini olabildiğince isabetli olarak öngör­mek, önceden gözünün önünde Öte yandan estetik cerrahiden imkân­sızı da beklememek gerekir kuşkusuz.
Kimi kimseler ameliyatla bir anda örneğin yirmi yaş birden gençleşebileceklerini, yahut falan ya da filan kimseye benzeyebi-leceklerini düşlemektedirler. Belirtelim ki tekniğin bugünkü düzeyinde en yetenekli cerrahlar bile böylesi mucizeler gerçekleşti­rebilecek durumda değildirler. Kuşkusuz yine de büyük başarılar elde edilebilir, birtakım kusurlar önemli ölçüde düzeltile­bilir ama nihayet bunlar da belli bir sınırın ötesine geçemezler, bir süre sonra yine benzeri sorunlar boy gösterir. Konunun daha iyi kavranması açısından belli başlı estetik müdahaleler üzerinde tek tek durmak yerinde olacaktır.

Göz Altı Torbaları

Göz altındaki Torbaların Nedeni Ne Olabilir?
Göz altı torbalarının nedeni uykusuzluk ve ödem olabilir. Yaşlanmaya bağlı olması en büyük nedenlerden biridir. Göz çukurunun içinde yer alan torbacıklar zamanla esner ve sarkar.
Peki Göz Altı Torbaları Ameliyatla Alınabiliyor mu?
Evet, pek zor olmayan bir işlemle göz altlarında oluşmuş torbacıklar birkaç saat içinde alınabiliyor.
Göz Altı Torbaları Ameliyatı Nasıl Yapılıyor?
İşlem gözaltı torbasındaki derinin kesilip fazlalığın alınması ve derinin yeniden dikilmesinden ibaret. Ameliyat izleri belli olmuyor. Ancak üç hafta kadar bir sürenin geçmesini bekle­mek gerekiyor.
Düşük göz kapaklarının fazla kısımlarını ve göz altlarında kese­cikler meydana getiren küçük yağ torbacıklarını ameliyatla yok etme ola­nağı vardır. Ameliyattan sonra bir ya da iki gün hastanede kalınır; pansuman yapmak gerekmez. Sadece, bir hafta boyunca güneş gözlüğü takmak gerekir. İnsana yaşlı bir ifade veren düz veya uç­ları aşağıya doğru sarkan kaşların biçimini düzeltmek için ameliyat yapılır Gözkapakları ve dudakların birbiriyle birleştiği noktalar yukarı doğru kaldırılır B,u ameliyatın yapılması için, yüzde mutlaka giderilmesi gereken bir kırışık olması gerekmez; yorgun bir yüz ifadesi taşıyan kadınlar bu ameliyatı yaptırırlar.
Tek Çözüm Ameliyat mı Başka Bir Çözümü Var mı?
Ameliyat olmadan da aşağıdaki uygulamayı kendiniz evde yaparak göz altındaki torbalara çözüm bulabilirsiniz.
-Bir demet maydanozu öğüttükten sonra içine 300 gram. süt ekleyin ve pişirin, süt yarıya geldiğinde onu süzerek balla tatlandırın. Bu karışımdan günde beş defa bir çorba kaşığı için.
-Bir patatesi rendeleyerek patatesin suyunu iyice çıkartın. İçine badem yağı ve 1 tatlı kaşığı kahve ekleyerek tülbente sarıp bir süre bekletin. Bu tülbenti çaya batırarak göz torbalarının olduğu bölgelere kompres yapın.

GÖĞÜS ESTETİĞİ

GÖĞÜSLER : Büyük göğüsleri küçültmek için yapılan ameliyat, bir ilâ üç saat ka­dar sürer. Bu küçültme işlemi operatör için de oldukça zor bir ameliyattır. Göğ­sün yağlı dokusundan, bazen her meme den bir kiloya kadar parça çıkartılarak memenin hacmi küçültülür ve göğseyeniden biçim verilerek yukarı doğru kaldırılır. Ameliyat sırasında göğsün uç kısmına da yeni bir biçim verilebilir. Göğse iyi bir biçim verilmişse ameliyat başarılı olmuş demektin. Ameliyat kesiğj çeşitli biçimlerde açılır; bazen ters dön­müş T biçiminde, bazen de halelerdeh koltuk altına doğru dikey olarak gelen bir biçimde kesilir. Meme ucunun çevresine de daire biçiminde bir kesik yapıla­rak, dikilir ve bu bölgeye de biçim veri­lir. Dört ilâ sekiz gün kadar hastanede kalmak gerekir. Sonuç genellikle başarı­lı olur; göğüsler genellikle yeni biçimle­rini korurlar. Bununla beraber, göğsün yarısından fazlası alınamayacağından, çok iri göğüsleri çok fazla küçültme olanağı yoktur.Sarkık göğüsleri kaldırmak için, meme­ye tekrar biçim vermek veya göğüs deri­sini daha yukarı doğru çekerek yukarı­dan dikmek gerekir.Çok küçük göğüsleri irileştirmek için çe­şitli yollar denenmiştir. Karından veya kaba etlerden alınan deri parçaları ekleyerek, silikon ve parafin kullanarak göğüsler büyütülmeye çalışılmıştı. Da­ha sonra, daha değişik bir ameliyat türü bulunmuş, memenin altına yarı akışkan silikon dolu kesecikler veya hiçbir özelli ği olmayan bir sıvıyla dolu baloncuklaı yerleştirilerek göğüsler irileştirilmeye başlanmıştır. Ameliyattan sonra kalan yara izinin boyu beş santimetre kadar ol duğundan bu iz kolay kolay göze çarp­maz. Bu keseciklere karşı vücut tepki göstermez, üstelik göğüslerin görünüşü de oldukça doğaldır. Yusyuvarlak olan göğüsler, biçimlerini, çok az da olsa, za manla değiştirirler. Ameliyattan sonra vücudun tepki göstermesi halinde (yüz­de beş oranında) içeriye konan kesecik­ler kolaylıkla çıkartılabilir. Düz göğüs çatılı, ince derili, kaburgaları gözükecek kadar zayıf kadınlara konu­lan kesecikler, elbise altında pek farkedi lemezlerse de, çıplak olduklarında veya göğse elle dokunulduğunda keseciklerin kenar kısımlarının farkına varılır. İşte bu nedenle, günümüzde yapılan göğüs bü­yütme ameliyatlarında kesecikler meme nfn altına değil, bütün göğsün arkasına yerleştirilmekte ve çok daha doğal bir görünüş elde edilmektedir. Bu ameliyatların tamamen sakıncasız ol dukları söylenemez. Bazı kocalar, bir ya bancı cismin varlığını ve ne kadar ufak olursa olsun, bir yara izini görmeyi hoş karşılamamaktadırlar. Nitekim bu konuda, bir iç salgı bezleri uzmanı “eğer amaç sadece vücudun gö­rünüşünü güzelleştirmek ise ameliyat ye y rine, iyi bir sutyen takılması çok daha doğru olur” demektedir.
Her kadın güzel ve çekici olmak ister. Kadında güzelliğin, dişiliğin ve çekiciliğin en önemli göstergesi göğüslerdir diyebiliriz. Estetik ameliyatlar içinde sık sık başvurulanlardan biri de küçük göğüslerin büyültülmesi ya da tersine iri göğüslerin küçültülmesidir. Büyültme işlemi “mastop-lasti” denilen bir ameliyatla oluyor. Bu ameliyatla genellikle silikondan yapılmış bir protez göğüs kemiğiyle doku arasına yerleştiriliyor. Doğrudan silikon şırıngalanması ise olmadık yerlerde şişkinlikler yaptığı için bundan kaçınmak gerekir.
Çok İri Göğüsler:  Göğüslerin büyüklüğü­nün hormonsal yaşantıyla çok sıkı bir bağlantısı vardır. Hiçbir jimnastik hare­keti ve hiçbir öğüt, bir doktorun yapa­cağı tedavinin yerini alamaz. Sizin göğüsjeriniz de aşırı büyükse, harikalar ya­ratan bir estetik ameliyat sizi istediğiniz göğüslere kavuşturabilir. Çok genç yaş­ta çok iri göğüsleri olan yetişkin bir kıza doktorlar hiçbir şekilde yardımcı olama­mış ve bir estetik ameliyat yaptırmasını salık vermişlerse, bu ameliyatın evlen­meden önce yaptırılması gerekir. Eğer bu müdahale geciktirilirse, ilk gebelikte göğüsler sarkma tehlikesiyle karşı karşı­ya kalır ve ameliyat daha da zor bir so­run haline gelebilir.
Göğüs Büyütme Ameliyatı: Göğüs büyütme ameliyatı en çok rağbet gören üç estetik ameliyattan biridir. Bir çeşit estetik ameliyatı olan meme büyütme ameliyatı doğru uygulandığında çok iyi neticeler veriyor. Ancak diğer ameliyatta olduğu gibi göğüs büyütme ameliyatının da hangi hallerde ve ne için yapıldığını önemlidir.

Göğüs Estetiği Ameliyatı : Her kadın güzel ve çekici olmak ister. Kadında güzelliğin, dişiliğin ve çekiciliğin en önemli göstergesi göğüslerdir diyebiliriz. Estetik ameliyatlar içinde sık sık başvurulanlardan biri de küçük göğüslerin büyültülmesi ya da tersine iri göğüslerin küçültülmesidir. Büyültme işlemi “mastop-lasti” denilen bir ameliyatla oluyor. Bu ameliyatla genellikle silikondan yapılmış bir protez göğüs kemiğiyle doku arasına yerleştiriliyor. Doğrudan silikon şırıngalanması ise olmadık yerlerde şişkinlikler yaptığı için bundan kaçınmak gerekir.
Ameliyattan sonra bir ay boyunca gece gündüz özel bir sutyen giymek gerekir.
Göğüslerin büyüklüğü­nün hormonsal yaşantıyla çok sıkı bir bağlantısı vardır. Hiçbir jimnastik hare­keti ve hiçbir öğüt, bir doktorun yapa­cağı tedavinin yerini alamaz. Sizin göğüsjeriniz de aşırı büyükse, harikalar ya­ratan bir estetik ameliyat sizi istediğiniz göğüslere kavuşturabilir. Çok genç yaş­ta çok iri göğüsleri olan yetişkin bir kıza doktorlar hiçbir şekilde yardımcı olama­mış ve bir estetik ameliyat yaptırmasını salık vermişlerse, bu ameliyatın evlen­meden önce yaptırılması gerekir. Eğer bu müdahale geciktirilirse, ilk gebelikte göğüsler sarkma tehlikesiyle karşı karşı­ya kalır ve ameliyat daha da zor bir so­run haline gelebilir.
Çok iri göğüslerin küçültülmesi ise üç saatlik bir bayıltmayı gerektirmektedir. Bu ameliyatla göğüs dokuları ve bezleri azaltılır. Bu işlem süt vermeyi engellemez ancak ameliyat sırasında göğüs ucu çıkartılıp, yeniden dikildiği için duyarlılığı azalır. Bu ameliyatın izleri göğsün dört bir yanından belli olur. Şu noktayı da ekleyelim ki göğüslerin büyüklüğünün hormonal bir nedeni varsa bu ameliyat hiçbir işe yaramaz; çünkü aynı bozuk hormon yapısı yine aynı sonucu doğurur. Dolayısıyla ilkin göğüslerdeki iriliğin neden ileri geldiğinin doğru olarak saptan­ması çok önemlidir.
Sarkmış, porsumuş göğüslerin düzel­tilmesi “mastopeksi” denilen bir ameliyatla olur. Bu ameliyatta da göğüs derisi kesilir, fazlalık çıkarılır, kalan göğüs parçası gerilip biçim verilerek yeniden dikilir. Yara izi bir süre geçmez. Hatta bazı ciltlerde’ ömür boyu beyaz bir iz kalabilir.
Göğüs Büyütme Ameliyatı : Ameliyat silikon bir protezin göğüs altına yerleştirilmesi durumudur. Ancak bunu yapmanın bir kaç değişik yöntemi var.
Protezin yeri: Kas altı veya kas üstü. Göğsün altında kolumuzu öne doğru hareket ettiren yelpaze biçiminde bir göğüs kası bulunur. Elinizi çenenize götürüp güçlü bir şekilde iterken diğer elinizi göğsünüze koyarsanız bu kasın hareket ettiğini fark edebilirsiniz. Protezler ya bu kasın altına konuyor veya kasın üzerine ve göğüs bezlerinin hemen altına konuyor.
Göğüs büyütme ameliyatı en çok rağbet gören üç estetik ameliyattan biridir. Bir çeşit estetik ameliyatı olan meme büyütme ameliyatı doğru uygulandığında çok iyi neticeler veriyor. Ancak diğer ameliyatta olduğu gibi göğüs büyütme ameliyatının da hangi hallerde ve ne için yapıldığını önemlidir.
GÖĞÜS ESTETİĞİ VE MEME BÜYÜTME AMELİYATI
Bu hususta doktorlara en çok sorulan soru göğüs büyütmek için meme protezi haricinde bir metod olup olmadığı yönündedir. Bu çok merak edilen soruya hemen cevap verelim. Şu andaki modern teknikte göğüs büyültme ameliyatında kullandığımız sadece bir yöntem vardır o da meme protezi. Bazı hekimler bu yöntem dışında başka tekniklere de başvurabiliyor bunlardan biri de ilaç ile göğüs büyültmedir. Bu ve buna benzer riski yüksek yöntemlerden kaçınmanızı öneriyorum. Göğüs büyütme ilaçları mutlaka hormon içerir, hormon içermiyor deniyorsa bu ilaçlar ya göğsünüzü büyütmez ya da hormon içerir. (Bkz hormon tedavisi) Söz konusu bu ilaçlardaki hormonlarsa yalnızca dengenizi bozmakla yetinmez kanser olma ihtimalini de yükseltebilir. Bu yüzden bu tür ilaçlara rağbet göstermemenizi tavsiye ediyorum. Meme büyültme için yağ enjeksiyonları hem enfeksiyona çok eğilimlidir hem de hedeflenen büyüklük, biçim ve simetri elde edilemez.
Meme protezleri göğüsleri büyütebilir lakin sarkık göğüsleri dikleştiremez. Ender hallerde protezler bu amaçla kullanılabilir fakat çok sarkmış bir göğüsün ilk etapta dikleştirilmesi, daha sonra icap ederse protez aracılığı ile büyütülmesi gerekir.
PROTEZLERİN KALİTELERİ VE FİYATLARI: Ülkemizde gerçekten de dünyanın en iyi protezleri bulunuyor. Bu yazıda marka adlarından söz etmek istemiyorum fakat protez ücretleri de markalar içinde çok farklılıklar gösteriyor. Nihayetinde tüm bu protezler ya Avrupa Birliği standartlarında veya FDA onaylı. Ancak kalitesi düşük Çin malı protezler Türkiye’de satılmıyor. Bu nokta da hekiminize güvenmenizi tavsiye ediyorum. PIP, Mentor, Nagor, McGhan piyasada satılan en iyi protezlerdir. Titanyum ve asimetrik protezler de zaten PIP patentli.
Kısaca en pahalıları titanyumlar, anatomik ve asimetriklerdir, su veya sıvı silikon dolu ve düz yüzeyli olanları ise biraz daha ucuz.

Botox

Botox nedir? Botox (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir.
Botox yüzdeki, boyundaki çizgileri ve kırışıklıkları gidermek için kullanılan bir kozmetik tedavi yöntemidir.
Botox, estetik ameliyattan çekinen kadınların son yıllarda fazlasıyla rağbet ettiği bir tedavi yöntemidir.
Botox’u yılan zehri ile karıştırmayın.
Botox bir ilaçtır. Özel bir bakteriden üretilmiş doğal, saflaştırılmış protein esaslı bir ilaçtır.
Botox ile krem arsındaki fark nedir? Botox ‘un yaptığı etkiyi kremler yapabilir mi?
Botox doktor tarafından kas içerisine yapılan bir enjeksiyondur. Kremler bizzat cilde uygulanır, yüzeysel etkilidir. Etki mekanizmaları farklıdır. Botox dinamik kırışıklıkları etkin bir şekilde giderirken, kremler sadece yüzeysel ince çizgilerde kullanılmalıdır. Sadece cilt üzerinde etkili olan kremler ile kas içerisine enjekte edilen ilaçlar birbiriyle karıştırılmamalıdır. Kremler, cildi besleme, nemlendirme kolejen oluşumunu hızlandırma işlevlerini yerine getirir.
Kozmetik amaçlı “Botox ” uygulamaları basit ve güvenli olup, çok küçük bir iğne ile çok az miktarda Botox’un yüzün belli noktalarına enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir. Botox, soğuk zincirle özel şartlarda iletilen şeffaf bir maddedir. Serum fizyolojik ile sulandırılır. Sulandırma işleminde doktorların tercih ettiği çözücü miktarları birbirinden farklıdır. Ben en düşük sulandırma dozu olan 1 ml serum fizyolojik miktarını tercih ediyorum. Böylece en az hacimde, yüksek doz Botox istenilen kasın içine uygulanabilir. Daha fazla miktarda çözücü kullanmanın dezavantajı, ilacın komşu kaslara yayılıp onları bloke edebilme riski taşımasıdır. Uygulama sırasında, bazı hastaların böcek ısırması şeklinde ifade ettiği, minimal bir ağrı hissedilebilir. ilave anestezi ya da uyutma gerektirmez, ve hemen sonrasında günlük aktivite sürdürülebilir.
Botoks’un sağlık üzerine ciddi bir yan etkisi yoktur. Uygulama sonrası geçici bir şişlik, morarma, nadiren de geçici olarak göz kapağında düşüklük yapabilir. Botoks’un gebelik ve emzirme döneminde zararlı bir etkisinin olup olmadığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde botoks uygulamalarının yapılmaması önerilir. Sinir-kas sistemine ait hastalığı olan kişilerde (Eaton-Lambert sendromu, myastenia gravis gibi) uygulanmamalıdır.
Botox uygulamasından sonra kişiler kırışıklıklarına önceden olmadığı kadar dikkatli baktıkları için ciltlerinin kırıştıklarını zannedilmekte. Birde kaşlar doğal görünümüne göre çok daha fazla kaldırıldığı taktirde kırışık bir cilt yapısı görülebilir. Bu kişinin kendi tercihi ile oluşan bir durumdur. 3 ila 7 gün içinde botox etkisini hissedeceksiniz.

Sonraki yazılar »