| Diyetlerim.net | Diyet & Zayıflama & İncelme | Abone ol Diyetlerim & Diyet ProgramlarıYAZILARAbone ol Diyetlerim & Diyet ProgramlarıYORUMLAR



Mutafaktaki Yardımcınız

Salçanın kutusunu açmakla iş bitmiyor. Salçanın üstü hemen küf mü tutuyor…
Salçanın kutusunu açtıktan sonra hemen küflenmemesi için üzerine sıvı yağ dökebilirsiniz.
Maydanozların tazeliğini koruması için….
Maydanozların saplarını koparıp, yapraklarını yıkayın. Sularının kuruması için bir yere serin. Bir kavanoza doldurarak kapağını sıkıca kapatın. Buzdolabına koyun. Böylece sakladığınız maydanozlar on beş gün tazeliklerini koruyacaklardır.
Elmalarınızı taze tüketin.. Devamını oku

PROTEİNLER

PROTEİNLER: Sporda protein alımı ve proteinin etkileri konusunda yerleşmiş ve kısmen yanlış olan pek çok kanı var. Özellikle vücut geliştirme gibi işleve değil de sadece görsele yönelik “spor” dallarında protein kas kütlesini arttırma amacı çerçevesinde çok önemli bir rol oynuyor.

Protein İçeren Besin Maddeleri

Protein İçeren Besin Maddeleri

Sporda genelde kas kütlesi kaybından duyulan korku bir taraftan kilo başına günde 3–4 g protein gerektiği gibi bir kanıya yol açmış durumda. Hâlbuki bu derece yüksek bir protein oranı ters etki yaratıyor. Bugün kilo başına günde 1,5–1,8 g proteinin yoğun antrenman ortamında bile yeterli olduğu bilinen bir gerçek. Protein hakkında hurafeler az değil.

 Kaslarda muhtemel bir protein darlığının önüne geçmek için her 2–3 saatte bir protein içeren besinler almak, organizmanın öğün başına sadece 30g protein hazmedebildiği, antrenman sonrasındaki ilk yarım saat içinde protein alınmazsa vücudun kaslardaki proteini öğütmeye başladığı vs. vs. türü hikâyeler maalesef çoklukla duyuluyorlar.

Vücuttaki protein akımına gireceğiz ama baştan bir şey söyleyelim: Kas içindeki amino asit deposu ek besin maddesi alınmadığı takdirde de hiçbir zaman boşalmıyor!.

Proteinlerin Görevleri Nelerdir?

Proteinlerin Devamını oku

Sebzeler ve Sağlıklı Beslenme

Soğan ve sarımsak: Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor.

Brokoli :Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Devamını oku

Yüksek Tansiyonlu Hasta ve Diyeti

Tansiyonlular İçin Diyet

Tansiyonlular İçin Diyet

Yüksek tansiyonlu hastanın kilo almaması için beslenme sınırlı olmalı, ama genel durumu bozacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Aşırı yenen öğünler ve fazla alkol almak tehlikelidir.

Yüksek tansiyonu olanlarda kalp-damar komplikasyonlarının ziyafet sofralarından kalktıktan sonra daha sık ortaya çıktığı bilinmektedir. Karbonhidrat ve yağ alımı sınırlanman, bitkisel ağırlıklı bir beslenmeye ağırlık verilmelidir. Örneğin düşük kalorili enginar ve soğanın bileşiminde yüksek tansiyonlu hastaya yararlı olan idrar söktürücü maddeler vardır. Bütün yüksek tansiyonlularda sodyum klorür, yani sofra tuzu kullanımını sınırlamak gerekir.

Böylece hem fazla tuzun böbreklerdeki geri emilim sürecini artırarak damar içi sıvısını çoğaltması, hem de Devamını oku

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme ihtiyacımız olanı ihtiyacımız ölçüsünde alma diğer bir ifadeyle yeterli ve dengeli beslenmedir. İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden (yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden) yeterli miktarda almalıyız.

Sağlıklı Yaşam & Sağlıklı Beslenme
Sağlıklı Yaşam & Sağlıklı Beslenme

 Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.
Yeterli Beslenme ve Yetersiz Beslenme Devamını oku

Beslenme Suçları

Cildiniz her gün yaşam tarzının ve çevresel faktörlerin olumsuz etkilerine maruz kalmaktadır.Zararlı yaşam tarzı faktörleri arasında sigarayı,alkolü,kötü beslenmeyi,yeterince uyumamayı, ilaç kullanımını, egzersiz yapmamayı, aşırı miktarda çay ve kahve tüketmeyi ve vücudunuzun kaybettiği suyu yerine koymak için yeterince su içmemeyi saya biliriz.Bu faktörler cildin daha hızlı yaşlanmasına,cildin daha donuk ve renksiz bir görünüme sahip olmasına katkıda bulunan faktörlerdir.Cildi her gün etkileyen çevresel faktörler arasında güneş ışınları(erken yaşlanmanın, pigmentasyonun ve cilt kanserinin birincil nedenidir), zaralı başkaca ışınlar,rüzgar,aşırı nemli havalar,hava kirliliği saya biliriz.
Fransız yeniyetmelerinin beslenme alışkanlıkları üze­rinde yapılan tüm anketler kaygı verici boyutlardadır.
Enerji alımının miktarı açısından bakıldığında durum iyi gözükür: Bu yaştakiler günde ortalama 2 bin kalori al­maktadır ve sadece yüzde 7 adolesan çok fazla yemek ye­mektedirler. Ancak yenilenler gün içinde paylaştırıldığında kahvaltıya sadece yüzde 15′lik bir beslenme oranı düşmektedir:
- Yeniyetmelerin yüzde 30′u sabah uyandıklarında aç olmadıklarını ileri sürmektedirler.
- Yüzde 24′ü sabah kahvaltı etmeye vakit bulamadıkla­rını söylemekteler.
- Yüzde 7’si ise hiç kahvaltı yapmamaktadır. Sonuçta yeniyetmelerin yüzde 60′ından fazlası günün
en önemli öğününü ihmal etmektedir ve bunun sonucu ola­rak öğün aralarında aburcubur yiyerek sürekli atıştırma alışkanlığına yönelmektediler.
Bu arada yenilenler çoğunlukla kek, pasta, çörek, şeker, cips ve şekerli içeceklerdir. Meyva çok az tüketilmektedir. Öte yandan kötü glüsidler (şeker ve beyaz un), doymuş yağ, tuz fazlasıyla tüketilmekte, özellikle de vitaminsiz, mineral tuzsuz ve oliga-elementsiz kısacası beslenme açı­sından fakir yiyeceklere rağbet edilmektedir.
1988′de Val de Marne bölgesinde yapılan bir çalışma, mikro besinlerin arzu edilen düzeyin çok altında alındığını gözler önüne sermektedir: Vücudun çok Önemli değişimler geçirdiği bu dönemde, kalsiyum, magnezyum ve vitamin eksikliğinin önemini vurgulamak gerekiyor. Sonuçlar gösteriyor ki, öncelik verilen bazı yiyecekler, “iğrenç” diye nitelendirilen ve mikro besinler yönünden çok zengin olan diğer yiyeceklerin yerini almıştır ve zarar vermektedir. 1990′da, Çocuk ve Adolesan Araştırma Merkezi’nin bir çalışması, brokoli, tere, kuzukulağı gibi bazı sebzelerin genç kızların yüzde 50’si tarafından; nohut, balkabağı, ke­revizin ise yüzde 30′undan fazlası tarafından hiç bilinme­diğini göstermiştir.

- Yüzde 27’si asla süt içmemektedirler.
- Yüzde 3O’u ise peynir ağızlarına koymamaktadırlar. Öte yandan, şekerli meşrubatların (şişe veya kutudaki
meyve sulan ve kolalar) tüketimi, tam tahmin edileceği gi­bi yüksek oranlardadır.
Bu çalışma yeniyetmelerin diğer tüketimleri hakkında da bizi ilginç verilerle aydınlatılıyor.
16 yaşındaki yeniyetmelerin alkollü içki tüketimi: i- – Yüzde 56’sı, düzenli olarak kuvvetli alkollü bir içecek alıyor (bunların yüzde 10′u haftanın bir çok gününde alkol kullanmaktadır).
- Yüzde 25′i düzenli olarak bira içiyor. (Haftada ortala­ma 1 Litre)
- Yüzde 21′i düzenli olarak şarap içiyor. (Haftada orta­lama 50 el.)
Diğer araştırmalar ise şu sonuçlan veriyor:
- Yeniyetmelerin Yüzde 33′ü ilk defa 16 yaşından önce sarhoş olmuşlar (Bunların yüzde kırkbeş’i teknik liseler­den, yüzde 17’si ortaokullu).
- Yukarıdaki gurubun yüzde 22’si ise bir sene içinde 10 kereden fazla körkütük sarhoş olup ne yaptığını bilmez ha­le gelmişlerdir (özellikle fakir semtlerde yaşayanları). :üb
Öte yandan sigara alışkanlığı da bundan daha iyi bir du­rumda değildir: 16 yaşından itibaren günde 12 sigaradan fazla içen kız­ların yüzdeleri:
-lise 1  %17
-lise 2  %30
- son Sınıf %48
- profesyonel Staj %61
Bugün, eğitimlerine devam eden genç kızlar, yaşıtları erkekler gibi ev işleri ile uğraşmam aktadırlar. Dolayısıyla yemek pişirmek hakkında da bilgileri yoktur ve anneden kıza öğrenme tekniği ve kültürü ortadan kalkmıştır. Bu kızların yüzde 3Ö’u yumurtayı bile pişirmekten acizdir!
Yemek pişirme geleneğinden uzaklaşma, öğünlere ye­meğin hazırlanmasına; genelde gastronomiye karşı belirli bir ilgisizliği beraberinde getirmiştir.
Bu durum gösteriyor ki, hazır yemek veya fast-food, be­sin gereksiniminin en iyi karşılanma biçimi olarak görül­mektedir.
Bir öğün yemek, artık sosyal paylaşım boyutunu tama­men yitirerek, bir zamanlar olduğu gibi ayrıcalıklı bir du­rum olmaktan çıkmıştır. Genç kızlara, iyi vakit geçirmek için ne gibi faaliyetleri tercih ettiklerini sorduğunuzda ya­nıtlar şöyle dağılım gösteriyor:
- yüzde 28′i; sinemaya gitmek
- yüzde 24′ü; müzik dinlemek
- yüzde 19′u; spor yapmak
- yüzde 17’si; sohbet etmek
- yüzde 11′i; okumak
- yüzde 6’sı; (sadece) arkadaşları ile iyi bir yemek ye­mek
Kas faaliyeti arttıkça, ensülin salgılanması otomatik olarak azalır. Sapor yaparken su içilmesi sadece bir öneri değil bir zorunluluktur da. Bunun için spor yaparken yanı­nızda, içine 4 çorba kaşığı fruktoz, 2 limonun suyu sıkılmış bir litre suyu bulundurun.
Eğer yaptığınız spor size olanak veriyorsa (bisiklet gibi) spor yaptığınız sırada kuru meyva veya badem ezmesi, meyva pestili yiyebilirsiniz. İyi planlanmış bir beslenme sayesinde, biraz kas ve nefes egzersizi yaparak, spor faali­yetleriniz için ayırdığınız günleri en iyi fiziksel sonuçlara ulaşarak, çok yorulmadan ve takatten düşmeden geçirebi­lirsiniz.
Böylece bir genç kız için spor, gerçek bir mutluluk kaynağı haline gelecektir

Genç Kalmak İçin İyi Beslenme

Vücudun yaşlanması kalıtsal olarak proglanmıştır Ama dışarıdan gelen bazı yıkıcı etkiler yaşlanmayı hızlandırabilir
Oksijenin kötü kullanımı sonucunda hücreler kimyasal reaksiyonları sırasında toksik maddeler üretebilirler. Hücresel yaşlanmayı hızlandıran bu tür rahatsızlıklar,
hücrenin üremesini de bozabilir (kanser riski) ve dolaşım bozukluklarına yol açabilir. Spor yapmak sadece istenen bir şey değildir, özellikle tavsiye edilir. Düzenli ve mantıklı bir şekilde yapılan bir spor faaliyeti, sadece kas, solunum ve kalp sis­temleri için sağlık getirmekle kalmayacak, aynı zamanda arkadaşlarla çok iyi vakit geçirmenin bir yolu olacaktır. Gelişme çağında olan bir organizmaya sahip olan ve spor yapan bir gencin protein oranı (1.5 gr /kg /gün) önem­lidir ve bu durumda et, balık, süt ürünleri, yumurta yenme­si gerekir. Bunların yanı sıra, fiziksel efor sırasında biriken ürik asit ve ürenin vücuttan atılmasını kolaylaştırmak için bol bol su içilmelidir. Sportif faaliyetler içinde olan kişiler için vücudun en önemli kısımlarının başında kaslar gelir. Bilindiği gibi kas­ların yakıtı glukozdur. Glukoz, vücutta glikojen şeklinde karaciğerde ve kas dokularında stoklanır ve bir çeşit depo görevini üstlenir. Tüm glusidler hazmedildikten sonra glukoza dönüşürler, (füruktoz hariç).
Uzun süre, sporculara “yavaş glusid” tüketmeleri öneri­lerek fiziksel efora erzak sağlanması düşünülmüştür, günümüzde ise bu fikirin yanlış olduğu anlaşılmıştır. Kas efor­ları için glisemik endeksi düşük glusidler (meyve, tahıl, entegral ekmek, rafine olmamış makarna) önerilmektedir. Patates, beyaz pirinç, tatlı ve pastalar glisemi oranını hızla yükseltir (yani kandaki glükoz oranı) ne sonuçta bil­diğimiz gibi yüksek dozda insülin salgılanır. Bu tür yiyecekler yenildikten 2-3 saat sonra fiziksel aktivite sırasında kendini gösteren zararlı bir yorgunluğun or­taya çıkması ciddi bir hipogliseminin birinci özelliğidir. Yani şu meşhur “takatten kesilme” durumu.
Bu sorunla başa çıkmak için, antioksiden şeklinde sınıfladınlabilen bazı Özbesinler vardır: Bunlar;
- C vitamini
- E vitamini
- Beta-karoten
- Selenyum
- Çinko
-Polifenoller

20-30′LU YAŞLARDA BESLENME
İstediğiniz her türlü besini rahatlıkla yiyebileceğiniz yaştasınız. Ancak ileride herhangi bir sağlık problemiyle karşılaşmamak ve gençliğinizi korumak için dengeli beslenin. Serbest radikal denilen zararlı maddeler vücudumuzda yavaş yavaş hasarlara neden olmaya başlıyor bu nedenle uzmanlar antioksidanlara bu yaşlarda da ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca doğurganlık yaşına gelmiş tüm kadınların folik asit takviyesine başlamasını tavsiye ediyorlar. Günlük kalori ihtiyacının yüzde 55 – 65′inin karbonhidratlardan, yüzde 20 – 30′unun yağlardan ve yüzde 20 – 25′inin proteinlerden alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ancak partide zayıf görünmek ya da son anda karar verdiğiniz tatilde bikininizi giyebilmek için şok diyetler uygulamaktan kaçının. Çünkü sıkı uyguladığınız diyeti bıraktığınızda, yağ depolama mekanizması daha da hızlı çalışarak bulabildiği tüm fazla kalorileri yağa çevirir.

30-40′LI YAŞLARDA BESLENME
Kırmızı eti haftada bir iki kez tüketmenizde bir sakınca yok; tabii yağsız bölgelerini! Besinlerde kilo aldıran unsur, ölçüsüz yenen yağlı yiyecekler ve basit şekerli gıdalardır. Ancak yağı tamamen kesmeniz veya çok azaltmanız da doğru değil. Tercihiniz zeytin yağı olmalı ve mümkünse pişirmeden tüketmelisiniz. Şeker kullanımını da önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. En önemlisi de hücrelerinizi serbest radikallerin zararlarından korumak için günde en az 5 kez sebze ve meyve yemeyi ihmal etmeyin! Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ ya da az pişmiş olarak yiyin. Çünkü sebzeler pişirildiklerinde vitamin değerlerini yüzde 20 – 80 oranında kaybediyorlar. Brokoli, maydanoz ve su teresi sadece aklınızda değil, aynı zamanda sofranızda da bulunsun! Bu sebzeler, vücudunuzu toksinlerden arındıran etkiye sahip. Mutlaka kalsiyum içeriği yüksek olan gıdaları tüketmelisiniz eğer yapamıyorsanız kalsiyum içeren vitamin takviyeleri de kullanabilirsiniz. Eğer spor yapıyor ya da yoğun stres ortamında çalışıyorsanız, vücudunuzun halsiz kalmaması ve yıpranmaması için C ve E vitamini içeren multivitamin takviye edin; tabii bir sağlık uzmanına danışarak!

40-50′Lİ YAŞLARDA BESLENME
Katı yağlardan ve kırmızı etten kaçının. Osteoporozdan korunmak için bol miktarda yeşillik ve kalsiyum içerikli vitaminler tüketin. Bu yaşlarda takviyeye ihtiyacınız var. Bunlar; C vitamini, E vitamini betakaroten, selenyum, koenzim Q – 10, üzüm çekirdeği ekstresi, sarmısak, omega 3 yağ asitleri gibi maddeler.

Sonraki yazılar »